tirsdag den 27. oktober 2009

YENİ ŞİİRLER YAKINDA EKLENECEKTİR



Yeni şiirler hazırlanıyor. Yakında bu sitede okuyabilirsiniz.

Yeni şiirlerde buluşmak üzere.

Selamlar…

fredag den 25. september 2009

SÜRGÜNDE...


Faiz Cebiroğlu

Bir aradayız
Ben ve sen.
Antakya’dan uzakta
Sürgünde.

Bir aradayız
Ben ve sen
Cebel Kassioun’da
Şam’da.

Bir aradayız
Ben ve sen
Bakışıyoruz
Gözlerimiz Antakya’ya değiyor
Gizlice.

Yaşamı seviyoruz.
Yaşamı bir türkü gibi seviyoruz
Ama sevgi uzakta
Türküler çok uzakta
Sürgünde.

Bir aradayız
Ben ve sen
Antakya’dan uzakta
Sürgünde...

Şam, 1983

torsdag den 6. august 2009

Sosyalizmi Düşünüyorum



Faiz Cebiroğlu


Kolza tarlasındayım.

Bitkiler boy atmış,

metre metre.

Güneş sıcak,

tarlayı vuruyor.

Kolza bitkileri sarı,

güneşle bütünleşiyor.

Bağırdım!

Ellerimi havaya kaldırdım.

Yüzümü güneşe çevirdim.

Gözlerim kamaştı.

Parlıyorum.

Güneşle bütünleşmişim.

Kolza tarlasını unutup,

Aydınlık geleceğe dalmışım…


Sosyalizmi düşünüyorum.

-------------------

Danimarka, Mayıs 2009

søndag den 5. juli 2009

Yaşam Bir Türküdür!

Faiz Cebiroğlu

Yaşam bir türküdür:
Yolun türküsü
Yolumuzun türküsü.

İçinde duygularımız saklıdır:
Yasımız, öfkemiz ve sevincimiz!

Yaşam bir türküdür:
Sevda ve kavganın türküsü,
duygularımızın dili türküsü.

İçinde umudumuz saklıdır:
Yengi umudu, zafer umudu.
Eşitlik ve ortaklık umudu,
Hürriyet umudu.

Yaşam bir türküdür:
kurtuluşun türküsü.
Zaferin duygusu: SEVİNÇ TÜRKÜSÜ!

Yaşam bir türküdür:
Yolun türküsü
Yolumuzun türküsü...

CEPHEDE EBU NİDAL

Faiz CEBİROĞLU

Bombalar yağıyor.
Bir çocuk ölüyor.
Bir anne ölüyor.

Cephede
Ebu Nidal.
Yaralanmış.
Aldırmıyor.
“Nidal!..” Nidal!..”
Bağırıyor!..
Kurtuluşun sebili
Budur.
Haykırıyor!..

Bombalar yağıyor.
Yakıyor.
Bir anne daha ölecek
Bir çocuk daha ölecek...

Ebu Nidal
Cephede.
Yaralanmış.
Bombalara aldırmıyor.
Çoğalıyor.
Ordu ordu
Takım takım...

Ebu Nidal
Cephede.
Direnerek yaşıyor!..

Ebu Nidal ve Ebu Kifah

Faiz Cebiroğlu
Ebu Nidal, işgal altında yaşıyor
İsrail işgali altında: Filistin de.
Ama Ebu Nidal, bir yaşam coşkusu.

Tepelere tırmanırken bir coşku
Üzerine bombalar yağarken bir coşku
Yaralıyken bir coşku.
Ebu Nidal, bir yaşam coşkusu!

Ebu Kifah, işgal altında yasıyor
Amerikan işgali altinda: Irak’ ta.
Ama Ebu Kifah, bir yaşam coşkusu!

Yankee askerini yerde sürüklerken, bir coşku
Amerikan tankını yakarken, bir coşku
Zafer işareti yaparken, bir coşku
Ebu Kifah, bir yaşam coşkusu!

Ebu Nidal ve Ebu Kifah, tekleşmişler
Adları aynı. Savaşları aynı.
İkisi de coşkulu; ikisi de mücadele veriyor.
Ikisi de, onurlu. İkisi de biliyor:
İşgal altinda coşku direnmektir
Filistin ’de, coşku mücadeledir
Irak’ ta coşku savaşmaktır.

Ebu Nidal ve Ebu Kifah, bir yaşam coşkusu
İkisi de yaşıyor; ikisi de coşkulu

Sevgiliye Mektup...




Sevgiliye Mektup...

Faiz Cebiroğlu

Senden ayrı içerdeyim
Üzülme yiğit sevgili.
Gün gelir, gün gelecek
Yıkılır zindan, sevgili!

Yol göründü uzaklardan
Dayan, yıkılma sevgili.
Çoğu gitti, azı kaldı
Yokuşun sonu sevgili.

Biz ki, içerde gülüz
Yeşerdik dört duvarda.
Her birimiz bir dal olduk
Mayıs olduk, hücrelerde.

Haziran var yakınlarda
Dayan, yıkılma sevgili.
Çoğu gitti, azı kaldı
Gelen zaferdir sevgili.



O GENÇ BİR ARAP KIZIYDI

Faiz Cebiroğlu
O genç bir Arap kızıydı
Uzun saçlı
Gözleri kahve renkli
Bir özgürlük savaşçısı
Fellüce’den, Iraklı.

O bir refik, bir yoldaştı.
Amerikan sürülerine karşı
Dövüştü.
Taş attı.
Aldırmadı bombalara
Tanklara gülüp geçti.
Sessizce yere uzandı
Zafer işareti yaptı
Bir daha kalkmadı.

Gençliğine “gençlik” kattı.

ÜÇ KIZ

Faiz Cebiroğlu
Zeytin kokulu,
Kekik kokulu,
Defne kokulu
Üç kız gördüm.
Antakya parkında.

Giyimlerine baktım: renk renk
Boylarına baktım: selvi selvi
Yüzlerine baktım: güleç güleç

Köylerini, dağlarını getirmişler.
Doğalarını.

Yanlarından geçtim.
Kızlar, çiçeğe durdu.
Ben, ağaçlara.
Sonra
Herbirimiz bir yere girdik.
Kızlar, güzel düşlere…
Ağaçlar da ormana.
Ben de, gençlik bahara…

”Ne renkli bir dünya bu. İyi ki geldik!”

UMUT FIRINI

Faiz Cebiroğlu

Antakya’da sıcak var
Yoksulları yakıyor
Su oldum
Söndürücü su
Aktım

Sıcağı unutmuşum
Nehir olmuşum
Asi nehri
Asilerin nehri..

Antakya’da sıcak var
Fırın gibi yakıyor
Piştim
Ekmek oldum
Halk ekmeği

Sıcağı unutmuşum
Kendim fırın olmuşum
Halk fıını
Umut fırını

Anne ve Çocuğu

Faiz Cebiroğlu


-->
Tanklar geçiyor yolumuzdan
Görüyorum.

Oda’da çocuğum uyuyor
Biliyorum.

Bir helikopter uçuyor üstümüzden
Korkuyorum...

Yanı başımda
Çocuğuma bakıyorum

Küçüğüm uyuyor
Sessiz sessiz
Tanklardan
Helikopterlerden
Habersiz.

Helikopterler, uçaklar uçuyor üstümüzden
Tanklar geçiyor yolumuzdan
Korkuyorum.

Ben Irak'ta, korkuyorum.
Ben evimde korkuyorum.

Fellüce’li Çocuk!

Faiz Cebiroğlu

İşgal askerleri geliyor
Sürü sürü.

Kendimi nerede saklayayım?

Sağa sola koşuyorum:
Saklambaç oynadığımız sokaklar
Dar sokakları
Evler arasındaki aralıklar
Eski gizli yerlerimiz
Yakıp yıkılmış.

İşgal askerleri geliyor
Sürü sürü.

Kendimi nerede saklayayım?

Bağırıyorum:
Fellüce’de gizlenme yeri kalmamış mı?
Tek gizli yer
Benim için.
Tek gizli yer
Bugün için.
Annemi görmek için.
Babamı görmek için
Bugün ölmek istemiyorum.
İşgal askerleri geliyor
Sürü sürü.

Kendimi nerede saklayayım?

BİR KÜRT KADINI



Faiz Cebiroğlu

Askerler sardı köyümü
Sonra evimi.
Hem köy yabancıdır askerlere
Hem de evim.
Ben Kürtçe konuşuyorum
Onlarsa Türkçe.
Ne ben onları anlıyorum
Ne onlar beni.

Sonra
Evimi terkettiler

Sonra
Köyümü.

Geriye
Bakışları kaldı.

Geriye
Bakışları kaldı bizde, köyde, evlerde.

Biz onları bakışlarından anladık.

Ya onlar bizi?

DİRENMEK YAŞAMAKTIR(*)



Faiz Cebiroğlu

Bin dokuz yüz seksen iki
Diyarbekir zindanında
Üç kibrit çöpü yanıyor
Mazlum Doğan’ın elinde

21 Mart Newroz’unda
Demirci Kawa izinde.

Hücrede Mazlum parlıyor
Biji Newroz haykırıyor!
Hücrede Mazlum Parlıyor
Biji partim haykırıyor!

21 Mart Newroz’unda
Demirci Kawa izinde.

Direnmek yaşamaktır
Haykırıyor, Mazlum Doğan
Tükürün ihanete
Bağırıyor, Mazlum Doğan!

21 Mart Newroz’unda
Demirci Kawa izinde.

Hücrede Mazlum parlıyor
Biji Newroz haykırıyor!
Hücrede Mazlum Parlıyor
Biji partim haykırıyor!

21 Mart Newroz’unda
Demirci Kawa izinde.

------
(*) Bu dizeler, 12 Eylül 1982’de yazılmıştır. Bu direniş şiirinin de müziğini ben yaptım. Müziğin tonalite yönü, yine a-moll, yani la – minordur!

MAZLUM İÇİN(*)






Faiz Cebiroğlu

Güneş bugün doğmam diyor
Yas tutuyor Mazlum için
Fırat bugün akmam diyor
Yas tutuyor Mazlum için.

Doğan Güneşle doğuyor
Işık veriyor halkı için
Ekin oldu topraklarda
Kürdistan’da bitmek için.

Çağdaş Kawa oldu adı
Zafer için, zafer için
Her yıl 21 Mart’ında
Parlıyor Kürdistan için.

21 Mart Newroz’unda
Parlıyor Kürdistan için.

-----------

(*) Bu ağıt, Mazlum Doğan için, 1982'de yazıldı. Muziğini ben yaptım. Müziğin tonalite yönü: a. Moll’dur (la-minor). Şafağın Gülleri kasetinde yer alıyor.

Yürüyüş Devam Ediyor!..

Faiz Cebiroğlu

Beş general emir vermiş
Sürüldük.
Sürüldük, ama sürü olmadık.
Olanlar var
Olsunlar.

Biz, yürüyüşü seçtik
Büyük bir umutla.
Biz, yürüyüşü seçtik
Büyük bir coşkuyla.

Yürüyüşü seçtik
Özgürlük için!
Yürüyüşü seçtik
Yaşamak için!
Yürüyüşü seçtik
Ahlaklı bir yaşam için!

Beş general emir vermiş
Sürüldük
Sürüldük ama sürü olmadık.
Yürüdük.

Yürüyüşten çıkanlar var
Çıksınlar.
Cansız vücutları kaldı.
Yolumuz tıkanmadı
Yürüdük!

Yürüdük
Yürüyenlerle birlikte
Yürüdük
Güzel ve ahlaklı bir yaşam için!..

Yürüdük
Beş generala inatla.
Yürüdük
Yürüyoruz.

Yürüyüş devam ediyor!..

Kasım, 1982

YİNE DAĞLAR MESKEN OLDU!(*)

Kenan Evren tartışılıyor. ”Yargı yolu açılırsa intihar ederim” demiş... Gençliğimde, yıllar öncesinde ve hiç bir yerde yayımlanmayan bu şiirimi ilk kez sizlerle paylaşmak istiyorum:

Faiz Cebiroğlu

Dursunlu’muz basıldı
Yine dağlar mesken oldu.
Yaz günü Temmuz’unda
Çok ta sıcak bir günde.

Kenan paşa askerleri
Bilmez köyü ve dağları.
Kapıları bir bir kırar
Basar evleri, evleri.

Tehdit eder insanları
Kenan paşa zavallıları!

Kenan paşa emir vermiş:
Tutuklayın insanları,
Yaşam dolu insanları,
Dağlardan yana,
Biz güçlü insanları.
Türküler söyleyen
Semaha dönen
Dursunlulu gençleri.

Kenan paşa doymak bilmez,
Binlerce can ister, durur.
Asker sürer,
Tank ve uçak…
İdam ettirir
Erdal Eren devrimcileri
Çocuk dahi olanları!

Kaltak Osmanlı paşası,
Kenan Evren soytarısı,
Soykırımın uzantısı
İnsanlığın yüz karası.

İşte yine köy basıldı,
Kahvelerde saz çalarken,
Cebiroğlu deyişlerde
Yine dağlar mesken oldu!..

--------------------

(*) 12 Temmuz 1981, Dursunlu.