torsdag den 21. august 2014

Hoşça kal, büyük şair..



Faiz Cebiroğlu

Hoşça kal, büyük Filistinli, devrimci, direnşçi şair: Semih El-Kasım. Aramızdan fiziki olarak ayrıldın ama Filistin için yazdığın direniş şiirlerin yaşıyor, halklaşıyor... Şiirlerin, şu anda, Gazze'de mukaveme oluyor. Şiirlerin, Mahmud Derviş ile bütünleşiyor: Kurtuluşa kadar direniş ve direniş oluyor.

75 yaşında, kansere yenik düşmeden önce yazdıkların daha da anlam kazanıyor: ”ukavumu, ukavumu, ukavumu / direnin, direnin ve direnin...!” Filistin halkı, direniyor. Filistin halkı, şiirlerinde verdiğin direniş damarı ile mukaveme oluyor.

Hoşça kal, direnişçi şairim; ölümden korkmadan aramızdan ayrıldın. Son el yazınla ölüme hem meydan hem de direnişçi damarını gösterdin:

أنا لا أحبك يا موت
لكنني لا أخافك

Seni sevmiyorum ey ölüm / Lakin senden korkmuyorum!”

Hoşça kal büyük direnişçi, Filistinli şairim. Fiziki olarak ayrıldın ama direnişçi çizgin ve devrimci şiirlerin, Filistin'de yaşıyor ve Filistin özgür olacaktır...

Hoşça kal devrimci, direnişçi şaiirim; seni, gazeteci, yazar ve şair Murat Altunöz'ün çıkarmış olduğu, DAR SOKAK dergisinde, benim çevirdiğim şiirle tekrar selamlıyorum:

Yarasalar (*)

Semih El-Kasım

Yarasalar penceremde
Sesimi emiyorlar.

Yarasalar, evimin giriş kapısında
ve yarasalar gazete arkalarında
ve bazı köşelerde
Adımlarımı izliyorlar.

Başımın
Her kıbırdanışını izliyorlar.

Ve yarasal, iskemlede
Arkamdaki sokakta
beni gözetliyorlar.

Ve kitaplar üzerinde
Ve genç kızın bacağında...
ve de bakışlarımın hareketlerini izliyorlar.
İzliyorlar...

Yarasalar, komşumun balkonunda
Ve yarasalar elektronik cihazlar gibi
Duvarlarda saklı...

Ve şimdi yarasalar
İntiharın eşiğinde...

Ben se,
Gün ışığına bir yol kazıyorum!”


(*) Dar Sokak dergisi. Sayı 3. Ekim 2008. Sayfa: 5

fredag den 18. juli 2014

Gülten AKIN ve Aşk






Faiz Cebiroğlu

 
Gülten AKIN  ve Aşk...  


Aşk, bir gül tomurcuğu,
Gün gelir, patlar:
Gülistan'da gül olur!

Aşk, bir gül misali,
Gün gelir, sararır, solar:
Kabristan'da ölüm olur!

Aşk, bir çiçek misali,
Gülten Akın olur.
Gün gelir, mezarından patlar:
Gülistan'da gül olur!

Aşk, bir gül misali,
Gülten olur, akın olur: 
Gülten Akın olur!..





    torsdag den 26. juni 2014

    Babam, Fadıl babam...





    Babam, Fadıl babam...

    Faiz Cebiroğlu

    Bugün de Perşembe,
    Antakya'da, pazar.
    Saman satacağız
    Samancılar çarşısında.
    Ben ve babam.
    Yakıcı Temmuz ayında.
    Antakya, samancılar pazarında.

    Sabah koyulduk yola
    Yürüdük...
    Köyden medineye, Antakya'ya.
    Elimden tutmuştu, babam,
    Yürüdük...

    Yürüdük...
    Ben, babam ve karagözlü eşeğim.
    Yürüdük.

    Babam: Fadıl.
    Dursunlu köyünden.
    Erdemli ve faikti!
    Kartal dağlarından daha fazla
    Dikti.

    Eşeğimiz:
    Karagözlü eşeğimiz
    Onlarca kireç taşını
    Sırtında taşımıştı.

    Faiz:
    Faydan Faiz.
    Çocukluğunda taştı
    Sel oldu.
    Nehir oldu.
    Sonra da asileşti.

    Ben, babam ve kara gözlü eşeğimiz.
    Yürüdük,
    Antakya medinesine doğru.
    Saman pazarına doğru
    Yürüdük.

    Karagözlü eşeğim yoruldu.
    Ben de yoruldum.
    Yoruldum ama babama belli ettirmedim!
    Üzülmesin diye.
    Kamış kavalı da alacak.
    Söz vermişti,
    Bu sevinçle,
    Yorgunluğun anasını satarım, dedim.
    Yürüdüm... yürüdük.

    Faiz, yorulmaz! derdi. babam.
    Ama yol da çekilmez, hani.
    Hele şu Temmuz sıcağında!
    Yorulduk.
    Ben yoruldum,
    Karagözlü eşeğimiz yoruldu.
    Yorulduk.

    Yeterince saman veremedik, eşeğe.
    Dedi, babam.
    Yürümez oldu, bak!
    Saman, saman verecektik
    Bu da ona bir hak!..
    Sonra
    Cebinden, iki üç kuru incir çıkardı.
    Verdi, eşeğe.
    Bu da ona iyi gelir, bak!

    Yürüdük...

    Eşek yorgun.
    Faiz, bin yorgun...

    Yine
    Yorgunluğun anasını satarım, dedim.
    Yürüdüm.

    Yürüdük...

    Saman pazarından önce,
    Demirciler çarşısından geçtik.
    Adı: Demirciler çarşısı
    Ama demir yok.
    Her taraf teneke.
    Sac!

    Yan yana ya da karşı karşıya
    Kurulan barakalardan
    Çekiç sesleri geliyor.
    Eğrilmiş tenekeler
    Düzeltiliyor
    Soba oldu,  olacak!

    Babam:
    Eşeği tut, bekle dedi.

    Gelecek kış için
    Soba siparişi yapıyor,
    Yapacak.
    Bir sonraki pazara hazır olur.
    Önümüzdeki kış
    Evimiz, sımsıcak olacak.
    Bak!

    Demirciler çarşısı mı,
    Sobacılar çarşısı mı?
    Ben de pek anlayamadım.

    Demir, nerede sordum?
    Babam, sobacılar dedi!..

    Demir...
    Yani ağır metal
    Teneke oluyor.
    Demirciler çarşısında.

    Demir,
    Sert demir
    Teneke oluyor.
    Ve sobamız olacak.
    Teneke soba
    Demirciler çarşısında!

    Yok,
    Darılma, bak:
    Bu soba, evimizi ısıtacak
    Soba budur.
    Sobamız sacdandır,
    Merak etme,
    Demir gibidir.
    Evimizi tam ısıtacak!..
    Evi ancak sac ısıtır
    Sac, hemen sıcaklaşır
    Hararet yayar tüm eve
    Evi tam ısıtacak.
    Bak!

    Yürüdük... Yürüyoruz...

    Nihayet
    Saman pazarındayız.
    Samanları sattı, babam.
    Fadıl, babam
    Faik, babam.

    Yine aynı ”fiyattan” aldılar.
    Yine eşeğe ”saman parası” verdiler.
    Dürzüler!

    Yürüdük... Yürüyoruz....

    Antakya uzun çarşıdayız.
    Kamış kavalı arıyoruz.
    Bulduk.
    Uzun bir kaval aldı.
    Hadi dene.
    Bir Arapça müvvel çal
    Bakalım, sesi nasıl kavalın.
    Utangaçça üflettim, kavalı.
    Mükemmel dedi, babam.
    Fadıl, babam.
    Ben, sevinçli
    Babam, bin sevinçli!..

    Yürüdük...Yürüyoruz...

    Ev'e meyva alalım, dedim
    Demez olaydım.

    Gittik
    Sebze hali çarşısına
    Elma aldık, iki kilo..
    O anda babamın cüzdanı çalındı
    Elma oldu, bin kilo!

    Perşembe, pazardayız.
    Bir baba, bir oğul bir de eşeğimiz.
    Antakya sebze halinde
    Elde iki kilo elma
    Bir de kaval
    Ama cüzdan gitti
    Ve bakıyoruz zeval zeval!

    Yürüdük...Yürüyoruz...

    Ben yoruldum.
    Babam yoruldu.
    Eşek yoruldu.
    Yorulduk...

    Köye ulaştık
    Dursunlu köyüne.
    Ev'e geldik
    Süratımız, yok
    Ev'e geldik
    Pazarımız bok!

    Eve geldik, iki kilo elma
    Ama babamın kalbi tam yarma...

    Elmaları fırlattı
    Büyük sinirle
    Bağırdı arapçayla:
    Her tarafı haramiler sarmış
    Bu da böyle biline!

    Sonra...
    Sonra evde ne oldu?
    Lütfen bunu hiç sorma!..

    Ben se, kavalımı gizledim.

    Antakya, pazarlarına da gitmez oldum.

    Sonra,
    Meskenim zeytinlikler oldu.
    Kerm el-Zeytun!
    Kamış kavalımı
    Zeytinliklerde çaldım
    Gizli, gizli
    Gizli gizli ”müvvel” çaldım.
    Hüzün müvveli...

    Zaman hızlıca geçti...

    Zaman geçiyor.
    Zaman hızlıca geçiyor.

    İşte bugün de Perşembe
    Bugün de pazar
    Ben pazara çıkamadım!

    Babam
    Üstün babam
    Seni özledim
    Babam.

    Kavalım elde

    Hâlâ hüzün hüzün çalıyor...


    Antakya, 1977

    fredag den 30. maj 2014

    Ana ve Oğul (*)






    Faiz Cebiroğlu

     Ana:
    - Fevzi, Fevzi
    Çok geç kalma!
    Seni seviyorum ama
    Bu gidişin niye böyle
    Evde, her şeyin var ya!

    Oğul:
    - Anne anne
    Üzülme,
    Elbet dönerim bir günde.
    Sevgin benim kalbimde
    Evde her şeyim var ya!

    Ana:
    - Fevzi, Fevzi
    Son gidiş mi?
    Benden bu son kurtuluş mu?
    Seni seviyorum Fevzi.
    Senden sonra ev de  olmaz
    Senden sonra anne olmaz!

    Oğul:
     - Anne anne
    Dönüşüm var.
    Kıştan sonra ilkbahar var
    İzmir’de iş çokmuş, duydum.
    Bir bilet parası yok!
    Eve de ihtiyacım yok!

    Ana:
    - Fevzi, fevzi,
    Bu son olsun
    Bilet paran benden olsun.
    Topladığım paralarla
    Şimdilik, hediyem olsun!

    Ana ve oğul:
    - Geç kalmasın ,biliyorum
    Seni senden ,seviyorum.

    - Biliyorum, güzel anne
    Seni senden  seviyorum!

    ------------
    (*) Sene 1981, Antakya.




    søndag den 25. maj 2014

    Ah Nedim,ah!...




    Faiz Cebiroğlu

    Bir arkadaşım  vardı
    Nedim.
    Antakya
    Dursunlu’dan
    Göçtüğüm gün
    Tanıdım
    1981’de
    İzmir’de.

    Nedim,
    Gerçekten nedimdir!
    O da Antakya’lı.
    Ne Türkçe bilir, ne de İngilizce!
    Karmaşık bir Arapçası vardı.
    Güzelyalı’da  tanıştık
    Karo işçisi olarak,
    İzmirde!

    Karo işçisi, Nedim
    Karolarını döşerdi
    Kaçak  inşaatlarda
    Gün boyunca
    Sessizce.

    İnşaatlarda yatar
    Ama yatağı yok.

    Mutfak ta  nedir bilmez.
    Ama karnı tok(!)
    Çünkü umudu çok!

    Bir gün
    Davet etti beni, Nedim
    Güzelyalıya.
    Yarın akşam,
     Saat 19.00’da
    Gel dedi.
    Çok ta güzel
    Bir menemen yaparım sana.

    Gittim.
    Elimde bir şişe şarap
    Ama Nedim’e baktım
    Sanki bir harap!

    Ne menemen,
    Ne ekmek, ne para..
    Ama Karolar döşemiş
    Kaçak  inşaatlara…

    Nedim, yine
    Müteahhitlerin gadrine uğramış
    Belki bin kere!

     Nedim, Nedim!...
    İşte budur
    Kapitalizm, dedim.
    Bu işten hayır gelmez
    Gel, birlikte dönelim
    Antakya’ya.

    Nedim
    Küstü,  sessizce.
    Sabırlıyım Feyyaz, dedi,
    Haftaya para alırım
    Hem balık yer
    Hem de rakı içeriz
    İzmir’de,
    Güzelyalı’da
    Gizlice…

    Karo işçisi Nedim,
    Müteahhitlerin gadrine uğrayan Nedim.
    Yemek nedir bilmez
    Ama karnı tok(!)
    Çünkü umudu çok!..

    Aradan 33 yıl geçmiş.
    Dün haberini aldım.
    Açlıktan ölmüş, Nedim,
    Güzelyalı’da.
    Nedimce, sessizce.
    Ve İzmir'de.

    mandag den 19. maj 2014

    Katiller Türkiye’si…



    Katiller Türkiye’si…
    Faiz Cebiroğlu
      
    Türkiye,  katiller ülkesine döndü
    Yer üstü katilleri,  yer altı katilleri.
    Çoğu zaman bombalar yağar üzerimize,
    Roboski’de olduğu gibi.
    Cesetlerimiz her tarafa yayılır.
    Yer üstüne serpiliriz!

    Türkiye,  katiller ülkesine döndü
    Yer üstü katilleri,  yer altı katilleri.
    Madenlerde diri diri gömülürüz
    Bazen Zonguldak,  bazen de Soma oluruz.
    Cesetlerimiz derinliklerde kalır
    Madenlerde gömülürüz!

    Türkiye,  katiller ülkesine döndü
    Yer üstü katilleri,  yer altı katilleri.
    Cesetlerimiz birbirine karışır.
    Kim, kimdir?..
    Bilemez hale geliriz!

    Türkiye,  katiller ülkesine döndü
    Yer üstü katilleri, yer altı katilleri.




    søndag den 20. april 2014

    Şiir ve Şair...




    Faiz Cebiroğlu

    Şiir
    Şairlerin sözcüklerinde
    Nakış nakış
    Cephelerde işleniyor
    Suriye’de.

    Şair
    Duyguların sesidir
    Cephelerde doğuyor
    Mukavemetin tam ortasında
    Suriye’de.

    Şiir
    Duygudur
    Şair
    Duygunun sesidir
    Şiir ve şair
    Cephelerde büyüyor
    Zafer duygusuyle
    Yengi umuduyla.
    Suriye’de

    Orta-doğu’da
    Ve her yerde!


    onsdag den 12. marts 2014

    Berkin Elvan...





    Berkin Elvan...

    Faiz Cebiroğlu

    Hoşça kalın, hoşça kalın
    Berk olun, metin olun!
    Hoşça kalın, hoşça kalın
    Tek renk değil, elvan olun!

    Metin idim, Berkin oldum.
    Tek renk idim, elvan oldum.
    Katil Recep' te duysun:
    Türkiye’de milyon oldum!

    Berk’inim ve  çok  güçlüyüm.
    Çocuk deyip geçmeyin!
    Tayyib'i yıkar geçerim.
    Meydanlarda milyon oldum!

    Hoşça kalın, hoşça kalın
    Benim gibi aşık olun.
    Şükrü Bağan, Seyfi Turan
    Anadolu’da Menekşe oldum!

    ----

    (*)
    - Berkin Elvan (15)İstanbul: Ekmek almaya giderken, polis tarafından  başına,  göz yaşartıcı "gaz kapsülü" atıldı.
    - Şükrü  Baḡan (10), Cizre: Kafasına gaz bombası atıldı.
    - Seyfi Turan (14), Hakkari: Acımasızlıkla başına dipçikle vuruldu
    - Yahya Menekşe (16), Şırnak: Panzerle ezildi.